TARIMDA  KÜKÜRTÜN ÖNEMİ NEDİR?

TARIMDA KÜKÜRTÜN ÖNEMİ NEDİR?

TARIMDA  KÜKÜRTÜN (S)  ÖNEMİ  NEDİR?
   KÜKÜRTÜ  KISACA  TANIYALIM
     Kükürt  doğada  yaygın  olarak  bulunan,simgesi  S  olan  kimyasal  bir  elementtir.Yer kürenin  % 0,06 sını  oluşturur.Limon  sarısında, ametal,yalın katı  bir  cisimdir.En önemli  kükürt  yatakları  Sicilya,Louisiana  ve  Japonya’ da  eski  volkanların  yakınında alçı taşı  ya da
Kireç taşı  katmanları  arasında  doğal  halde  bulunur.Çoğunlukla  metallerle  birleşik  halde  bulunur.Kükürt  Antikçağda  bilinen  dokuz  yalın cisimden  biriydi.Kükürtün  kimyasal  bir  element  olduğunu  1777 ‘ de  Lavoisier  ortaya  attı. 1810 da Gay  Lussac ile  Thenard  tara-
fından  deneysel  olarak  doğrulandı.Kükürt  suda  çözünmez,ama benzen de  hafif  çözülür;
en önemli  çözücüsü  karbon sülfürdür.Kükürtün  birçok  kullanım  alanı  vardır.Ham  kükürtün  büyük  bir  bölümü,kükürt dioksit gazı,sülfürik  asit, karbonsülfür,tiyosülfat,
vb. üretiminde  kullanılır.Türkiye’ de  Keçiborlu’ da  Etibank  tarafından  ilenen  kükürt
ocakları  vardır.
     BİTKİLERİN  KÜKÜRT  ALIMI  VE  KÜKÜRTÜN  FONKSİYONLARI
     Bitkiler  ihtiyaç  duydukları  kükürtün  büyük bir  bölümünü  kökleri  vasıtasıyla  toprak  çözeltisinden  SO4-2  iyonları  şeklinde  alırlar.Kükürtün  bitkiler  tarafından  absorbe  edilebilmesi  için  sülfat  formuna (SO4-2) oksitlenmesi  gerekir.Absorbsiyon  solüsyon pH
sı  tarafından  etkilenmemektedir.Bitkiler  az da  olsa  stomaları  aracılığı  ile  atmosferden  kükürtdioksit (SO2)  absorbe  ederler.Ancak  SO2 gazının  fazlası  bitkilere  zehir  etkisi  yapar.
Meyve  ve  sebzelere  yapraktan  uygulanan  toz ya da  sıvı  elementel  kükürtün  uygulanmasından  hemen  sonra  azda  olsa  kükürtün  alındığı  saptanmıştır.Yapraklardaki  stomaların  günlük  açılıp  kapanması  sırasında  hidrojen sülfürün (H2S) bitkiler  tarafından
absorbe  edildiği  saptanmıştır.Fakat  ıspanak  gibi  kükürte  hassas  olan  bitkilerde hidrojen
sülfürün 0,7 mg den  daha  az  konsantrasyonu  bile  zehir  etkisi  yapmaktadır (Dekok  ve  ark.1989). Kükürt  daha  çok  organik  maddelerin yapısında  bulunur.Bu  yüzden  toprakta  inorganik  ve  organik  formda  bulunabilir.Kükürt  bitkilerde  daha  çok  yukarı  doğru  taşınır.
Aşağı  taşınma  çok  sınırlıdır,noksanlığı  genç  yapraklarda  görülür.Kükürt  proteinlerin  yapı  taşı  olan  aminoasitlerden  sistin ve  metionin  sülfür  bağları  ve ya  köprüleri  olarak  görev  yapan  önemli  bir  elementtir.Bitkide  proteinlerin  bileşiminde  bulunur.Klorofil  oluşumu  için  gereklidir,bitkilerde  soğuğa  karşı  dayanımı  arttırır.
                                                                                                       
     Toprak  ya da  çözeltilerinde  3-5  mg  SO4-2  L-1  konsantrasyonu  çoğu  bitkilerde  normal  gelişme  için  yeterlidir.Ancak  kolza,yonca,lahana ve  kanola  gibi  bitkilerin  kükürt  gereksinimleri  daha  yüksektir.Kükürt  noksanlığında  ürün  miktarı  ve  kalitesinde  düşüşler  olduğu  tespit  edilmiştir.Bu  nedenle  analizlerle  topraktaki  ve  bitkide ki  noksanlık  tespit  edilip  ilave  besleme  yapılmalıdır.Yağışlı  bölgelerin  tarım  topraklarında toplam  S  içerikleri
% 0,01 ile 0,15  arasınde  değişir (Tisdale  ve  ark.1972-Kacar  ve Katkat 1998).Topraklarda  kükürt  azota  benzer  bir  döngü  içerisinde  bulunur.Toprak  ile  atmosfer  arasınada  sürekli  bir  kükürt  alışverişi  mevcuttur.Toprağa  kimyasal  gübrelerden,ahır  gübresinden,bitki ve  hayvan  artıklarından,toprak  düzenleyicilerden,pestisitlerden ve  yağışlardan  kükürt  girişi
olmaktadır.Topraktan  kükürtün  yitmesi  ise;erozyon,yıkanma,bitkiler  tarafından  kullanılma,
gaz  halinde  kayıp (H2S) yolu  ile  olmaktadır.
Yağışlarla toprağa karışan SO2 ve kimyasal gübrelerle verilen polisülfitler, tiyosülfatlar ve bisülfitler yükseltgenerek sülfatlara (SO4 -2) dönüşür. Bitkiler toprak çözeltisinde kolloidal yüzeylerle denge içinde bulunan sülfatlardan kökleri ile yararlanırken, yarayışlı kükürt formu olan sülfatlar bir yandan da organik kükürt bileşiklerine indirgenir. Toprak yapısında yer alan kükürt içeren mineraller sülfitlere dönüşürken indirgenme ve yükseltgenme tepkimeleri ile sülfit ve sülfatlar da birbirlerine dönüşürler.
   Kükürt  bitkilerin  gelişmesi  ve  büyümesi  için  önemli  bir  elementtir.
Buğdayda S noksanlığı, buğdayın tanesindeki protein ve amino asitlerin konsantrasyonunu azaltmasının yanı sıra buğday ununun ekmek yapılabilme özelliğini bozmaktadır
     Atmosferde  fazla  miktarda  bulunan  SO2 ‘in  bitkilerde  net  fotosentez  miktarını  olumsuz  şekilde  etkilediği  kısa  ve  uzun  süreli  denemelerde  saptanmıştır (Keller -1981).Kükürt  noksanlığı  olan  topraklarda  yetiştirilen  yulaf  ve  kolza  bitkilerinde  vejetasyon  süresince  belirlenen  toplam  kükürtün  yarısına  yakın  bölümünün  atmosferde  bulunan  SO2’ den  alındığı  saptanmıştır (Siman ve Jansson 1976).Bitkiler  atmosferden  stomaları  vasıtasıyla  SO2 absorbe  ederken  aynı  zamanda  atmosfere  H2S  ve  SO2 ‘ de  verirler.
     BİTKİLERDE  NOKSANLIK  BELİRTİLERİ
     Kükürt  bitkide  orta  derecede  taşınabilirliğe (hareketlilik)  sahip  olduğı  için  noksanlık  belirtileri  genç  bitki  kısımlarında  görülür.Kükürt  özellikle  protein  sentezinde  öneme  sahip  olduğu  için  nok
sanlığında  klorofilde  dahil  olmak  üzere   protein  yapılı  tüm  moleküllerin  protein  sentezi  azalır.
Orta  ya da  genç  yapraklarda  kloroz  görülür,sap ve  çapı  küçülür,saplar  daha  sert  ve  kırılgandır.
Yeteri kadar kükürdün alınamaması durumunda kök hidrolik geçirgenliği, stoma açıklıkları ve net fotosentez azalmaktadır. Yapraklarda küçülme ve özellikle yaprak hücreleri sayısındaki azalmadan dolayı S noksanlığı görülen bitkilerin yaprak alanları küçülür ve kloroplast sayıları azalır. Bitkilerde kükürt noksanlığında görülen ve proteinlere bağlı olmayan azot birikiminin (amid ve nitratlar) nedeni olarak nitrat indirgenmesinde önemli rol oynayan, nitrat redüktaz enziminin kükürt noksanlığında işlevini gerçekleştirememesi gösterilmektedir.
Yağlık bitkilerde yağın oluşumunda kükürt temel bir elementtir. Bundan dolayı bitkilerin yağ içerikleri ile kükürt içerikleri arasında doğrusal bir ilişki vardır. Soya fasulyesi hardal ve yer fıstığı gibi yağ bitkilerinde yağ oluşumu üzerine kükürdün önemli bir etkisinin olduğu da uzun zamandır bilinmektedir.
Kükürt , proteinin yapısını inşa eder ve klorofilin formasyonunda anahtar rol oynar (Duke ve Reisenaue,1986). S yetersizliğinde tahıllar maksimum ürün potansiyeline ve iyi bir protein içeriğine ulaşamazlar (Zhao ve ark.,1999). kükürdün bitki gelişimi ve büyümesindeki temel rolüne rağmen özellikle buğday gibi tahılların üretiminde S noksanlığı tanımlanmamıştır (Withers ve ark., 1995). Bu genel inanış tahılların kükürt ihtiyacını organik maddeden, S’lü bileşiklerden ve S depolarından karşılayabildiği düşüncesinden gelmekte idi.
Toprakta bulunan kükürdün yaklaşık % 80-90’ını organik bileşiklerde ya hücre öz suyunda SO4 şeklinde ya da protein bileşiklerinde S-H veya S-S bağları şeklinde bulunan kükürt, % 10-20’sini ise inorganik sülfat formunda bulunan kükürt oluşturmaktadır. Dolayısıyla organik maddece zengin topraklar organik maddece fakir olan topraklara oranla göreceli olarak daha fazla kükürt içermektedir. Organik bağlı S, bitkilerin direkt kullanımı için uygun olmamasına rağmen yetersizlik durumlarında bitkinin S ihtiyacı için potansiyel olarak kullanılabilir. S döngüsü biyokimyasal ve biyolojik mineralizasyonu kapsamaktadır. Biyolojik mineralizasyon enerji sağlamak için gerekli organik C ihtiyacını sağlayan mikrobiyal aktiviteler tarafından yürütülmesi  sonucu  oluşan  S  bağlaması
Biyokimyasal  S  mineralizasyonunu  kontrol  eder ki, biyokimyasal  mineralizasyon   enzimatik  hidrolizden  dolayı   ester  sülfatlardan SO4-2  salınımıdır (Scherer-2009). Şekil-4
   BİTKİLERİN  KÜKÜRT  İÇERİKLERİ
   Bitkilerde  kükürt  asal  olarak  proteinler,uçucu  bileşikler  ve  sülfat  bileşikleri  şeklinde bulunur.Bit
Kilerde  bulunan  sistein,sistin  ve  methionin  gibi  aminoasitlerin  yapı  maddesi  olan  kükürt  anılan  aminoasitlerden  oluşan  proteinlerde  yer  alır.Uçucu  kükürt  bileşikleri  başta  hardal  olmak  üzere  soğan,sarımsak,pırasa  vb.  bitkilerde  bulunur.Bitkilerde  inorganik  kükürt  sülfatlar  şeklindedir.Kimi  bitkilerde  toplam  kükürtün  % 65’ i  sülfatlardan  oluşmuştur.Bitkilerde  kükürt  miktarı  kuru  madde  ilkesine  göre  % 0,15 ile  % 0,50  arasında  değişir.Bazı  bitkilerin  kükürt  içerikleri  kalsiyum,fosfor  ve  mağnezyum  içeriklerinden  daha  yüksektir.Lahana,şalgam,hardal,kanola  vb.  bitkilerde  kükürt  çok  yüksek  miktarlarda  olup  bu  bitkiler  kükürt  taşıyıcıları olarak ta  tanımlanmaktadır.Anılan  bu  bitkilerin  pişirilmesi  esnasında  ve  çürümelerinde  duyulan  keskin  kokunun  sebebi  içerdikleri  kükürtten  ileri  gelmektedir.Öte  yandan  klorofilin  yapısında  yer  almamakla  beraber  kükürt  klorofil  sentezinde  etkilidir.Soğan,sarımsak,hardal  ve  benzeri  bitkiler  uçucu  kimi  kükürt  bileşiklerini  içerirler.Bu  bileşikler  temelde  disülfitler  yada  polisülfitlerdir.Sarımsağa  özgü  kokuyu  veren  uçucu  yağ  asiti  aşağıda  açık  formülü  verilen  bir  diallildisülfittir.
   CH2  =  CH - CH2 – S – S - CH2 – CH = CH2
   Hardal,lahana,turp,şalgam,kolza  gibi  temelde  Curiciferae  familyasına  bağlı  tarımsal  önemi  olan  bitkilerde  bulunan  ve  hardal  yağları  olarak  adlandırılan  bileşikler de  S  içerirler.Glutamat,aspartat
Alanin  ve  serin  gibi  aminoasitleri  hardal  yağlarının  sentezlenmesinde  görev  yaparlar (Fowden-1967).Kükürt  noksanlığı  görülen  bitkilerde  amid  ve  nitrat  şeklinde  proteine  bağlı  olmayan  azot  birikir.Bitkilerde  nitrat  birikimi,kükürt  noksanlığında  nitratın  indirgenmesinde  önemli  rol  oynayan  nitrat  redüktaz  enziminin  işlevinin  gerektiği  şekilde  yapamamasına  dayanılarak  açıklanmaktadır.
     Keten,soya  fasulyesi,yer fıstığı  ve  kolza  gibi  yağ  bitkilerinde  kükürt  yağ  oluşumu  üzerine  önemli  etki  yapar.Bu  uzun  yıllardır  bilinen  bir  olgudur.Öte  yandan  kükürt  ile  birlikte  uygulanan
Mağnezyum  bitkilerde  yağ  miktarının  dikkate  değer  düzeyde  artmasına  neden  olur.
Lahanagillerin yüksek miktarda S’e gereksinim duyması S içeren glukosinolatlar ile ilişkili olduğu ve bu bileşiğin bitkide tat, aroma ve hastalıklara karşı dirençte önemli bir role sahip olduğu bilinmektedir. Bitki vegetatif dokularındaki S’ün % 10’ nun glukosinolat şeklinde olduğu saptanmıştır. (BlakeKalff ve ark., 1998; Fieldsen ve Milford, 1994). Buna karşın lahanagillerin dokusundaki total S’ün % 50’den fazlası SO4 şeklindedir. Lahanagillerin yüksek S ihtiyacı içsel S kullanımlarının düşük olmasına rağmen yüksek sülfat alım kapasitesine sahip olmalarından kaynaklanabilmektedir.
   TOPRAKTAKİ  KÜKÜRTÜN  DEĞİŞİMİ
   Sülfit,sülfat  ve   elementel  kükürt  inorganik  bileşikler  şeklinde  bulunur.Kurak  ve  yarı kurak  bölge  topraklarında  bulunan   toplam  kükürt ün  çoğunluğu  çözünebilir   kalsiyum,mağnezyum,potasyum  ve  sodyum  sülfatlar  şeklindedir.Yapılan  çalışmalarda  topraklarda ki  kükürtün  % 80-90  ının  organik  bileşikler  şeklinde ve  % 10-20  sinin  inorganik  bileşikler  şeklinde  bulunduğunu  göstermiştir.Proteinlere  bağlı  şekilde ki  kükürt  ise  aerobik  koşullar  altında  yükseltgenir.Yükseltgenme  derecesi  ise  toprakta  bulunan  mikroorganizmaların  cins  ve  miktarları  ile  toprak  havalanmasına  bağlıdır.Koşullar  aerobik  olsun  ya da  olmasın  organik  kükürtün  parçalanmasındaki  ilk   aşamada  H2S  oluşur.Topraklarda  kükürdün  değişimi  çoğunlukla  organik  maddenin  parçalanması  ile  yakından  ilgilidir.Organik  kükürt  bileşiklerinin  H2S  ‘ e  parçalanması  sistin  molekülü  örnek  alınarak  aşağıdaki  formülde  gösterilmiştir.
   HOOCCHNH2CH2S – SCH2CHNH2COOH + 4 H2O  ----à2CH3COOH + HCOOH + 2CO2 + 2NH3 + 2H2S
    Aerobik  koşullar  altında  ise  H2S  aşağıda  formüle  edildiği  gibi  ileri  derecede  yükseltgenerek  sülfat  şekline  dönüşür.
   2H2S + O2 -----à2H2O + 2S
   2S + 3O2 + 2H2O------à2H2SO4
   2H2SO4     <-------à   4H+    +  2SO4-2
   Organik  materyali  parçalayarak  H2S’ i  oluşturan  organizmalar heterotrofik  organizmalardır.
Buna  karşın  H2S’ in  elementel  kükürt  ve  sülfat  şekline  dönüştürülmesinde  rol  oynayan  organizmalar  ise  ototrofik  organizmalardır.
   İyi  havalanan,nem  ve  sıcaklığın  uygun  olduğu  koşullarda  demir(II) sülfür  FeS  elementel  kükürte  kimyasal  olarak  yükseltgenir.Daha  sonra  elementel  kükürt, kükürt  bakterileri  ile  yükseltgenerek  sülfat  şekline  dönüşür.Havasız,nemli  ortamda  denklem  tersine  çalışır,PH  yükselir.
    FeS + H2O + ½ O2  -------------àFe(OH)2 + S    (Kimy.yükseltg.)
    2S + 2H2O + 3O2---------------à 2H2SO4    (Biyolojik  yükseltg.)
       AŞIRI  KÜKÜRT  VE  ZARARLARI
       Aşırı  kükürt  yaprak  boyutunun  azalmasına,yaprak  damarları  arasında  sararma  ve  yanmalara  neden  olur.Kükürt  ile  N  (Azot)  arasında  sinerjistik,As,B,Mo,Pb,Se,Fe  arasında  antagonistik  etkileşim  vardır.
     KÜKÜRTLÜ  GÜBRELER
     Topraklarımıza  bitki  artıkları  ve  ahır  gübreleri  ile  önemli  miktarlarda  kükürt  verilir.Tahıl  bitkilerinin  saplarında,yumrulu  bitkilerin  üst  aksamında  daha  fazla  kükürt  vardır.Örneğin  bir  ton  at  gübresi  ile  yaklaşık  5,5   kğ  ve  bir  ton  sığır  gübresi  ile  7,2   kğ  kükürt  verilmektedir.
    Azotlu  gübre  olarak  yaygın  şekilde  kullanılan  Amonyum  sülfat  gübresinde  % 24,2  ;demir sülfatta  % 18,8  normal  süper fosfatta  % 13,9  kadar  kükürt  bulunmaktadır.Bunlardan  başka  günümüzde  Potasyum  sülfat,mağnezyum  sülfat,çinko sülfat,mangan sülfat,Potasyum  mağnezyum sülfat,Bakır sülfat,Potasyum tiosülfat,Amonyum tiyosülfat  gibi  birçok  kükürtlü  gübre  kullanılmaktadır.
     Bitki  çeşit  ve  türlerinin  kükürt (S)  miktarı  hesaplanarak  doğru  ve  bilinçli  besleme  yapmalıyız.Tarla  koşullarında,  bitki  türlerine  uygun  S  gübreleme  dozunun, uygulama  zamanı  ve  formunun  belirlenerek  tarımsal  üretimde  para,zaman ve  emek  kaybı  önlenebilir.
                                                      Zir.Müh.Mustafa   FERSİZ
                                                                 12,09,2025


ÖRNEK  BİR  BİTKİDE  BİTKİ  BESİN  ELEMENTLERİNİN  ORANLARI
KÜKÜRT BEŞİNCİ  SIRADA



AMİNOASİT